Ledün İlmi

Ledün kelimesinin türkçe de tam bir karşılığı yoktur. Bazı kaynaklara göre yakınında, nezdinde gibi kelimelerde geçen "inde" ekidir. Bazı kaynaklarda LEVH-İ MAHFUZ dan "LE" Arapça'dan dilimize girmiş olan DÜNYA kelimesinden de "DÜN" birleşerek Ledün olmuştur. Tdk'ya "Allah katı" olarak eklenmiştir.

Ledün denince akla Kur'an'daki Kehf suresi gelmektedir. Surede şöyle yazmaktadır; “Biz ona tarafımızdan bir ilim öğretmiştik”. Hz. Musa ile Hz. Hızır arasında geçenler üzerine yazılan bu surede temel nokta şudur. Dili geçmiş zaman olarak söylenen "öğretmiştik" ifadesi ile Hızır'ın bu ilme zaten vakıf olduğunu anlıyoruz. Hak yolunda hala ilim öğrenen Musa peygamber ise bu ilmi daha bilmiyordu. Hz. Musa ile Hz. Hızır arasında geçenleri kısa bir şekilde anlatmadan Ledün kelimesini anlatmak zordur. Allah, Hz. Musaya Kızıldeniz'in kenarına gitmesini ve orada beklemesini, birinin gelip ona ilim öğreteciğini söyledi. Hz. Musa deniz kenarına gitti bekledi bu sırada balık tuttu ve gelen olmayınca geri döndü. Yarı yolda balıkları deniz kenarında unuttuğunu hatırladı. Döndüğünde beyaz sakalı ve nur yüzlü birinin orada olduğunu gördü. Gördüğü kişi Hz. Hızır'dı. Hz. Hızır "Sana ilim öğretmek için burdayım ama bu ilim sabır ister. Sende pek sabırlı birine benzemiyorsun" der. Hz. Musa özür diler ve ilmi öğretmesi için yalvarır. Hz. Hızır bunun ağır bir ilim olduğunu, herkesin kaldıramayacağı şeylere tanık olacağını belirterek tamam der lakin tek şartı soru sormamasıdır. Sıraları anlatımdan anlatıma değişsede üç olay yaşarlar. Hz. Hızır bir çocuğun boynunu kırar ve Hz. Musa "Ne yaptın" diye sorar. Hz. Hızır ona bu ilmin ağır olduğunu herkesin kaldırmayacağını ve soru sormaması gerektiğini hatırlatır. Yollarına devam ederler. Bir yöreye gelirler, Hz. Hızır insanlara kötülük eden bir yöneticinin duvarını onarmaya başlar. Hz. Musa sorar neden bu kötü kişinin duvarlarını onarıyoruz? Hz. Hızır gene soru sorduğunu ve verdiği sözü hatırlatır. Yollarına devam ederken bir gemi ile seyahat ederler. Gemi sahipleri iyi huylu aydınlık kişilerdir. Hz. Hızır gemiden inmeden önce gemide bir delik açar. Hz. Musa, Hz. Hızır'a bu iyi insanların gemisini niye deldiğini sorar. Hz. Hızır derki "Bu üç oldu ya Musa, yeter, sen bu ilmi kaldıramazsın demedim mi, yolumuz buraya kadar ama gel sana neyi neden yaptığımı anlatayım" der. "Öldürdüğüm çocuk büyüdüğünde küfre düşecek ve kötü bir insan olarak tüm çevresine zulmedecekti. Onu bu yüzden öldürdüm. Ördüğümüz duvarın altında bir hazine vardı ve duvar yıkılıp hazine o kötü yöneticinin eline geçecekti. O hazine de kötülük için kullanılacaktı. Deldiğim gemi yola devam etseydi bir fırtınaya yakalanacaklar ve hepsi ölecekti, gemi limanda battı ve hemen ordaki ustalar tarafından onarıldı. Onlarda yola çıkamadıkları için fırtınada ölmekten kurtuldular.

Hz. Musa bir ümmet peygamberi olduğundan ahlak, ibadet ve yaşam tarzı gibi bilgiler Allah tarafından ona iletilmişti. Lakin Hz. Hızırda başka bir ilim vardı, olacak olan olayları Yaratan'ın verdiği ilim ile öngörme ve değiştirebilme kudreti. Ledünni bilgi okunarak veya eğitilerek gelinebilen bir konum değildir. Zira Yaratan'ın elçisi olarak bu dünyada var olan bir kişi bile bu ilmi öğrenememiştir. Bu ilim Yaratanın seçtiği bazı kullara verilen özel bir ilimdir. Bu kulların perdeleri kalkmış, ruhu yükselmiş ve bu ilim Hak tarafından ilham yolu ile aktarılmıştır. Ne yazık ki günümüzde bazı insanlar nurani bir yol olan Havas ilmini manipüle ederek, bazı şeytani varlıklara bağlanıp, Gaybdan bilgiler aldığını iddia etmektedir. Daha cüretkar olanları ilmi Ledün'ün kendilerine bahşedildiğine inanarak karanlıklara batmaktadır. Böylesine büyük bir ilmin size bahşedileceği kadar yüce bir ruh olup, o seviyelere gelebilmeniz dileği ile bu yazıyı bitiriyorum.