MAJİ

Klasik kaynaklarda büyü kelimesi ile özdeşleşen bu kelime aslında evrensel yasalarda başka bir kutuptur. Aralarındaki en keskin fark şudur; Maji Yaradanın yasaları ile bir bütünlük içermeli, insanlığa tekamül yolunda yardım etmeli ve üçüncü kişilerin hak ve özgürlüklerine dokunmamalıdır. Büyüde ise herhangi bir yasa yoktur, meta ödendiği sürece, önce bir tarafa sonra da diğer tarafa büyü yapabilir, burada herhangi bir ahlak veya tekamül yürüyüşü yoktur.

Yanlış bir kanı da ak 'büyü'dür. Bunun karası veya akı yoktur. Amaç iyi gibi gözükse de amaca ulaştıran araç net bir şekilde yasaklanmıştır. 'Günah büyüyü yaptıranındır, büyücü bundan etkilenmez' inanışının aksine her iki taraf da suçludur. Eski tarihlerde, büyü okültist bir yaklaşımla gizli loca ve kurumlarda, özel eğitim ve inisiyelerden geçen kişilere aktarılıyordu. Öğretmen, öğrencisine ne kadar karanlık bir yola girdiğini ve kendisini bekleyen olası sorunları net bir şekilde anlatıyordu. Sır saklamanın çok zor olduğu günümüz bilgi çağında bu gizli ilimler, gidip bir kitapçıdan alınacak kadar ucuz bir hale geldi. İçlerindeki eksik ve yalan yanlış bilgiler ile ruhu karartmak çok kolay. Evrensel yasalarda, büyü yapanın ve yaptıranın ödeyeceği ağır bedeller vardır. Aman dikkat diyor ve ana konumuz olan majiye dönüyorum.

Maji'nin günümüzdeki en popüler tanımı Aleister Crowley tarafından yapılmıştır "Maji, irade doğrultusunda değişiklik yaratmanın Sanatı ve Bilimi'dir". Majikal felsefe, insanların hepsinin birer evren olduğu ve içinde bulunduğu evren ile ilişkisinden dolayı o evrene etkide bulunabileceği felsefesine bağlıdır. İnsanın görevi evrensel yasalara göre kendini ve toplumunu geliştirerek Yaratan'ın katında yücelmektir. Gerçek bir majisyen evren ile basit bir ilişkiye girmiş kişidir. Şan, şöhret, para gibi kavramlar onun için değersizdir. Asla dedi kodu yapmaz veya alışveriş gibi basit konulu sohbetlere girmez. Onun için heryer bir mabettir, zira Yaratan her yerdede herşeyle içiçedir. Buradaki tek mesele hayat denilen yolu layıkı ile tamamlamaktır.

İçinde yaşadığımız kainat son derece karmaşık, fizik, metafizik ve quantum gibi terimlerle adlandırdığımız yasalara bağlı bir sistemler bütünüdür. İnsan ise bu sistemlerin içerisinde hakikate ulaşma çabasındaki bir enerji tipidir. Toplumlar, psişik ve aydınlanma tiplerine göre, Yaratan'a yönelmek için dua, namaz, yoga meditasyon gibi araçlar kullanmışlardır. Bu ritiuellerin hepsi prensipte majidir. Burdaki temel motivasyon; kişinin bu majikal yöntemlerle yaşamında ya da ölümü sonrasında gerçeğe veya majikal güçlere ulaşacağı-buluşucağı inancıdır. Buradaki kritik husus saflık derecesidir. Kişi ne kadar nefsini köreltir, iradesinide kontrolü altına alabilirse yönelimi o denli güçlü olur. Bu durumu şöyle açıklayabiliriz. Kendi dilinde yapılan dua daha kıymetlidir, seslerin titreşimlerinin majik etkileri vardır. Nefs ve egosundan kurtulamamış bir ruhban, kelimeleri ne kadar doğru telafuz ederse etsin yönelimi ari bir insana göre düşük kalabilir. Modern bilim, nlp, pozitif düşünce gibi yeni akımlar ile majiyi kullanmaktadır. Lakin rahmaniyetten uzaklaşan insan, üstün ilim olan majiyi çarpıtmıştır. Bu oluşum, üstün ilim Maji'yi pazarlamıcılara ders veren, vücut dili ile ağzından çıkan titreşimleri birleştirerek, ürünlerini nasıl satabileceklerini anlatan bir seviyeye kadar düşürmüştür. Çoğu ülkede, devlet adamları çarpıtılmış majikal eğitimlerden geçirilir ve kitleleri nasıl kontrol edecekleri öğretilir. Bu durum, evrensel yasalar tarfından asla cezasız bırakılmaz. Hitler buna çok iyi bir örnektir.

Çoğu din ve felsefenin merkez noktası majidir. Atalarımız olan Şaman'lar, özündeki felsefe ile tam majisyenlerdir . Hristiyanlığın karanlık zamanlarında engizisyon tarafından maji tamamen yasaklanmıştır. Bu zamanlarda birçok öğreti yer altına çekilmiş veya kaybolmuştur. Oysaki Hz İsa da, şifa gücü bir majisyendi. Bu durum islamiyette farklıdır.İspanya'da Endülüsler, mistik Yahudi öğretilerini, bilgi ve kitaplarını yeniden gün ışığına çıkarmış, en önemli kitaplarını yeniden bastırarark Kabala okulları açtırmıştır. Ta- Ha suresinde geçen, Hz Musa'nın büyücülere karşı yaptığı şey majiye iyi bir örnektir. Hz peygamber Yaradan'dan aldığı güç ile asasını yılana çevirmiş, yaptığı Maji, yan kolu olan büyüye yapısı gereği üstün gelmiştir. Aynı surenin 61. ayetinde de "Tahyil" kelimesinde hipnotik maji ile ilgili uyarılarda bulunulmuştur. Özellikle Bakara suresinde, majiden bahsedilmiş ve belirli yönleri insanlığa yasaklanmıştır. İmam Gazali "Bir şeyi istediğin zaman, onu zihninde tasavvur et, o gerçekleşecektir" demiştir. Bu da klasik anlamı ile majidir. İbni Sina, Muhiddin Arabi gibi İslam düşünürleri, eserlerinde majiden direk ve dolaylı yoldan birçok kez bahsetmiştir. Hz Süleyman, tam tanımı ile bir majisyendir ve mana alemindeki majikal güçlere doğrudan erişimi vardır. Aslında geniş bir çerçeveden bakıldığında İslam majiyi kabul etmiş, yan türleri olan büyü ve falcılığı yasaklamıştır. İslamiyete başka bir yorum getiren Mevlana Rumi, eserlerinde majiyi örtülü bir şekilde anlatmıştır. Peygamber, eren ve evliyalar geldikleri konumu insanlara anlatmış ama madde dünyasında nefsinden kurtulamayan ve kişilik denen kalıba saplanmış insan, her geçen gün karanlığa daha çok gömülmüş ve negatif güçlerin etkisi altına girmiştir.