Mistisizm

Kökeni antik Yunan medeniyetine dayanan "Musterion" kelimesi "sır" anlamına gelmektedir. Antik Yunan'da Eleusis ve Dionysos kültlerindeki dini inanışta bazı sırlar herkese söylenmezdi. Bu sırlara gizli mabedlerde, özel eğitimler ve inisiyeler sonunda ulaşılırdı. Platon'un sonrasında gelen birçok felsefi öğretiye ilham kaynağı olması sebebi ile bu kelime genel anlamda hayat amacını arayan kişi için "Mistik" olarak adlandırılmaya başlandı.

Birine Mistik denmesi için, o kişinin bir dini tarikat ya da öğreti içinde olması gerekmemektedir. Yani Mistisizm klasik anlamı ile bir din değildir. Kısa bir tanımı olmadığından insanlarda kafa karışıklıgına sebep olsa da kısaca şöyle açıklanabilir. Akıl ve mantık ile anlamlandırılamayan hayat deneyimini, sezgilerimiz ile anlamaya çalışmak diyebiliriz. Bu kişiler panteizm ve panenteizm inaçlarına sahiptir. Her ikisinin de yazılı bir kitabı veya dini ritüelleri yoktur. Panteizm'de tüm kainat Tanrı'dır. Kainattan ayrı başka bir yaratan yoktur. Dolayısıyla 'doğa ile bütünleşmek Tanrı ile bütünleşmektir' felsefesini savunur. Panenteizmde ise, kainat yine yaratanın bir parçasıdır. Fakat herşeyi yaratan başka bir öz vardır ve kainat ile iç içedir. Doğada yaratanın bir eseri olduğundan ona saygı ve sevgi çerçevesi ile yaklaşılması gerekmektedir.

Felsefe'nin deney ve gözlemlere dayalı olması ve herkes için bütüncül bir bakış açısı getirmesi zorunluluğu vardır. Mistisizmde ise deneyim kişiye özeldir. Kişilerin Yaratana ulaştığı yol ve yöntem farklı olabilir. Temelde bu iki kutup birbirine zıttır. Lakin felsefi soruların birçoğu mistisizm çatısı altından çıkmıştır. Felsefi akımın en ünlü isimleri veya semavi din mensubu filozoflar eserlerinde mistisizmden bahsetmişlerdir.

Mistisizm zaman içinde klasik anlamını yitirmiştir. Günümüz tarihine gelirken, mistik kelimesi birçok anlam için kullanılmaya başlanmıştır. Semavi bir dine mensub olmasına rağmen mistik sıfatını almış kişiler bulunmaktadır. Hristiyanlık ve Yahudilikte de buna değinilmektedir. İslam tassavufunda sıkça mistik öğelere rastlanır. Genel anlamı kişinin içindeki yaratanın parçasına ulaşarak, yaradan ile bütünleşmek olarak karşımıza çıkar. Bu durum semavi dinlerde veya doğu dinlerinde prensipte farklı gibi gözükse de özde aynı şekilde olarak yorumlanabilir. Örneğin İslami tasavvuf ile Hinduizm arasında birçok benzerlik bulunmaktadır. İki inanışa göre de Yaratanın varlığı içinde nefs ve egodan kurtularak erimek, tekamülün tek yoludur. Bütün mistik ekollerde kişi benliğini törpüleyip, sırra vakıf olabilmeyi başarırsa ruhunu bir üst katmana taşıyarak yaratana ulaşabilir. Buraya ulaşan kişi, birliği anlayabilir ve bu hayali bedenin sınırlarından kurtularak Yaratan ile bir olmayı başarabilir.

Modern anlamı ile mistisizm; Yaratıcı ile birlik olma haline giden yolu bularak, sezgi ve idrak birlikteliği içinde Tanrısal gerçeklikleri fark etmektir. Bunun en temel amacı tekamülü tamamlayıp bir üst boyuta geçmektir. Bu bir sır olsa da, insan bu sırra ulaşmaya muktedir bir varlıktır.