Semboller

Semboller en temel anlamıyla bir düşüncenin, bir nesnenin, niteliğin ya da niceliğin ruhsal ya da düşünsel açıdan simgesel bir anlam taşıyan belirtileridir.

Semboller açıklanamaz olanın ifade biçimidir.Duyu organları ile algılanamayanı, görünenin ve bilinenin ötesinde derin ve geniş bir gerçeği ifade eden, hakikati tasvir etmeye yarayan eylem, nesne ya da işaretlerdir.

İnsan yaşamının en ilkel günlerinden beri hayatımızda olan semboller, ilk insanların mağara duvarlarına çizdiği sembolik kavramlar, dile getirilemeyen kavramları ifade ederken, günümüzde bir takım gerçeklerin her insan tarafından ulaşılmasını engellemek ve bilgileri sırlamak için de kullanılmaktadır.

Doğrudan yazılı veya sözlü anlatılmak istenen şey, anlam bakımından limitli kaldığında kullanılan semboller kapalı ve değişken anlamlara sahip olması nedeniyle bu limiti ortadan kaldırır. Sembolizmdeki dolaylı anlatımla sembolik ifadenin özündeki gerçeğin korunması da sağlanır.

Sembol dili ile anlatılan anlamları görünen ifadeleri ile anlamaya çalışmak, sakladığı bu özü ıskalamaya neden olur. Örneğin birçok dinde ya da kültürde aktarılan Nuh tufanındaki geminin yapımı, tufan, geminin bir tepeye oturması ya da tufandan kurtulma gibi ifadeler görünenin çok daha ötesinde derin bir hakikati barındırmaktadır.

Bu yöntem ile anlatılan kadim metinler ancak sezgisel yollarla anlaşılabilirler.Dikkatle incelendiğinde ve üzerinde derin araştırmalar yapıldığında farklı açılımlar ortaya çıkar ve gizledikleri anlamlar katman katman açılırlar.Bu özellik sembolizmi, dilin mevcut imkanlarını sınırsız hale getirir. Dolayısıyla sembolün gizlediği derin manaya bu yolla ulaşılır. Bu manayı anlayabilmek için tarih, felsefe, prikoloji, tıp, sosyoloji, kozmoloji ve mitoloji gibi insanlığın varolduğu her alandaki bilgi ile desteklenmiş bir bilinç gereklidir.

Dinlerin, felsefi kuramların, mitolojinin derin anlamları için semboller olduğu gibi nazara iyi gelenler,kısmet açanlar ya da çeşitli amaçlarla geçmişteki bilgelerin kullandığı tılsımlı sembollere kadar geniş bir kullanım alanı vardır.

Karşımıza çıkan bir başka alan da, en eski zamanlardan bu yana bize bazı gizli sırları anlatan ezoterik sembollerdir ki bunlar tabiri caizse bilinçaltımızın ve evren arasındaki derin bağlantıyı kurarlar. Görsel imajinasyonu güçlendirirler. Örneğin çok bilinen mandalalar, Horus'un gözü, Yin-Yang ya da Fatma ananın eli bunlardan birkaçıdır.

Eski Mu döneminde sembolik eğitim ön plandaydı.Öğrencilerin sadece birsey öğrenmeleri sağlanmıyor aynı zamanda bu semboller ve mantıksal çıkarımlar yardımıyla daha fazla öğrenme ve kendiliğinden keşfetmeleri sağlanıyordu. Günümüzde de görsel hafızaya dayalı eğitimler ile sembolizmaya dayalı eğitim yeniden canlanmaktadır.