SPİRİTÜALİZM

Kökeni latinceye dayanan "Spiritus" ruh-öz, "Spiritualist" de ruhçuluk anlamına gelmektedir. Türkçe'ye tinselcilik olarak geçen kelime tüm dünyada birçok anlam için kullanılmaktadır. Hepsinin ortak noktası ruha inanmalarıdır. Yani bir din veya felsefede ruh varsa spiritüalist denilebilir. Spiritülalizm kelimesinin en sığ anlamı; ölümden sonra bilinci taşıyan bir enerji formumuz olduğu ve bu form ile iletişim kurmanın mümkün olduğudur. Ölen atamızın mezarı başındaki konuşmamız monologda olsa onun bunu duyduğunu kabul ederiz ki bu da bir iletişimdir. Spiritüalizmi, deneysel, felsefi ve hakikati arayanlar olarak üç farklı yönden inceleyeceğiz.

Yazılı kaynaklara göre ruh fikri Hermetizm babası olan Hermes(MÖ: 16.000) ile başlamıştır. Hermes'e göre yaşam denilen yolun bitmesi sadece yeni bir başlangıçtır. Ruh bu hayata yeniden ve yeniden gelip gerekli olgunluğu sağladığında bir üst boyuta çıkacaktır. Hermes de kendisinden binlerce yıl önce yaşıyan Osiris isimli bir ruh ile iletişim halindedir. Platon ve Pisagor gibi bugünkü inanışlarımıza doğrudan etkisi olan felsefi düşünürlerin de bu akımdan etkilendiği düşünülmektedir. Deneysel spiritüalizm denilen bu akım, 19. yüzyılda ünlü düşünür, bilim insanı ve öğretmen olan Fransız Allan Kardec tarafından 1857 yılında çıkardığı Ruhların Kitabı isimli eserinde tek bir çatı altında toplanmıştır.

Hayatının geri kalanında da bu konu ile ilgili birçok eser çıkarmıştır. Kilise bu ekole savaş açsa da insanların duyduğu ilgi dalga dalga artmıştır. Başlangıçta Kardec'e göre ruhların bilgileri ölmeden önceki tekamüllerinde ulaştıkları yer kadardı. İletişim kurduğu her varlık öbür alemden (onun değişi ile muhitten) ancak kendi boyutuna göre bilgi verebilirdi ve diğer boyut hakkında bilgisi kısıtlı veya hiç yoktu. Bu yüzden soruyu birçok ruha sormak, içlerinden tekamül seviyesi yüksek olanlara göre tanzimleyip gerçeği ilmek ilmek çözmek gerekiyordu. Bu fikri bir önceki hayatında dostu olduğunu söyleyen bir ruhla iletişim kurduğu gece değişti. Ruh onun sorularına cevap verdi O da dediği herşeyi kural ve kanun seviyesinde sorgulamaksızın kabul etti. Kardec, spritüalizm üzerine okuma yapan hemen herkesin karşısına çıkan çok ünlü bir isimdir. Yaşadığı tarihten beri birçok kişiye ilham kaynağı olmuştur ve tüm dünyadan müritlere sahiptir. Bu sisteme inanmış, inanan ve inanacakların tamamı o varlığın söylediklerine inanıyordur. Hinduizm ve Hinduizm'in çocuğu diyebileceğimiz Budizm'de de reenkarnasyon fikri vardır. Kişi karmasına yani bu yaşamdaki tercihlerine göre bir sonraki hayatı şekillenecektir. Budizm'de ve bazı spritüel inanışlarda kişinin bir sonraki hayatında hayvan statüsüne kadar düşürülebileceği inanışı vardır.Günümüzde yeni akımlarmış gibi algılanın Neospritüalizm gibi öğretiler olsa da içinde reenkarnasyon varsa bu öğreti veya dinlerin genel tanımına Deneysel Spritüalizm denmektedir.

Başta İslam olmak üzere Adem'i dinlerin Peygamberleri, bazı felsefeciler, adını dahi duymadığımız birçok din ve öğretiye göre "ruh" tek ve eşsiz bir enerjidir. Bu dünyaya bir kez gelir. Birçoğuna göre eğer doğru seçimleri yapar ise cennete, yanlışlar yapar ise cehenneme gidecektir. Bu tarz din ve öğretilerde ruh genellikle sadece insana özgü bir enerji tipidir. Sonuçta içinde bulunduğumuz fiziki aleme reenkarne ile geri dönüş yoksa, tabiri caizse hayat tek sıkımlık bir kurşun ise buna Felsefi Spritüalizm denir.

Günümüzde birçok insanın aklı varoluş üzerine sorular ile doludur. Bu hayatta ne yapıyoruz, bir yaşam amacımız var mı, ölümden sonra ne olacak gibi ruhani arayışlar içindedir. Genellikle Deist olan ve iç dünyasının farkında olarak maneviyatta bir üst boyuta geçme arayışı içinde olanlara da modern bir deyimle Spritüel deniyor. Bu kişiler genellikle yoga, meditasyon gibi tekniklerle üst benliklerinin ve hakikatin arayışı içindedirler.

Metafizik üzerine birçok kitaba imza atan Martin Heidegger, ''Yalnızca insan ölür, diğerleri telef olur'' demiştir. Dar bir çerçeve ile "ruh sadece insandadır, hayvan ve bütün canlılar yok olur" mu demek istemiştir? "Felsefi veya Deneysel Spritüalizm fark etmeksizin insan olmayı beceremezseniz telef olursunuz" mu demek istemiştir? Yorum sizin.